Unconditional Surrender

Lucius Mcelroy

“Unconditional surrender” Not a thing has changed, you will always be what you are. My heart forever in your hands, ­ regardless of length of time, and no matter how far. The battle we waged was bitter, ­ and egregious is the cost. But when the casualties were counted, ­ not a single truth had been lost. It is now the sole Victor, by destruction laid bear. And the hard-earned spoils, that with you,. ­ I now wish to share. I can never forgive you, Nor ever do what you have done. ­ ­ Guilt cannot forgive the guilty, ­ and without Ur temperance, we’d have never achieved what we won. ­ We always imagined our bond a gift,. ­ Something singularly divine. But it was facing the darkest illusions, ­ that left only the truth, to so brightly shine. We both were wrong. only ego veiled this fact. causing your heart to flee,. as mine sought to retract. True the hammer struck the nail, ­ but the nail struck back,. just as hard. ­ Yet neither one able to burn the hand, ­ we both fought to discard. One of us guilty of running, the other one equally for the Pursuit. Just necessary evil, exactly like Eve offering adam the forbidden fruit. ­ I too fear this knowledge. But I refuse any more this mask. ­ even if I’m to stand alone, I now know I have the strength to balance the task. Never again will I attempt to deny, ­ ­ the truth of Who we Are! I will always be your sun , and you my eternal shining star. There’s no one I will bow to, not even for yours or my sake. The truth is all I have to offer. and no less am I willing to take! ­ ­ So, not by my will, but by unified will returning to one. I pray What Spirit manifest, may never be undone…Thank you Baby Doll….. never ever ever choose to let go or turn your back on your love. That is not Unconditional by definition. Rather always strive to keep a passion for seeking knowledge… And you will obtain the wisdom of God… if my theories are correct this message should resonate with everyone. And also should not be subjective to any outside factors except spirit and Free Will, which just so happened to be one and the same…

Şiir Aşk Dilinde Konuşmaktır

İçimden Taşıyordu Bir Kap Gerekiyordu
Ben de Şiire Doldurdum
Kendimden Kendime Olan Yolculuğumu…

Merhaba kendini arayanlar, bir aynada yansımasını görünce ürküp kaçanlar, sevgiyle coşanlar, aşkla var olanlar, sevilmedikçe kendine sarılanlar, kendini arayanlar, size şiirle sesleniyorum!

Hadi hep birlikte sevelim, sevilelim. Sevgimizi şiirle ifade edelim…

Görmüştüm ben de sizin gibi, tanımıştım aynımı. Aslında tanıyamadığım kendimmiş. Bana kendimi bildirmeye gönderilmiş biriymiş karşımdaki. Sevdim, binlerce engele rağmen… Anlatamadım, anlatsam inanmazlardı. Bu devirde koşulsuz seven mi kalmıştı. Sustum. Sustukça içimde büyüyen koca çınarı sulayıp durdum. Durmadı,kalbim dile geldi şiirle konuşmak istedi. Bildiği en lirik dil buydu. Daha ne olsundu? Shakespeare Romeo ve Juliet’i, Mevlânâ Mesnevi’sini, tüm aşıklar derdini şiirle anlatmış madem, demek ki şiir aşıkların anlaşma şekliymiş… Yazdım, durmadan yazdım… Dergiler, kitap derken beni baya şair yaptı bu aşk. “Bilmezdim kelimelerin bu kadar kifayetsiz olduğunu bu derde düşmeden önce.”

Aşığın biri “onca şiir yazıyorsun bir bilsen tüm şiirlerden ne kadar da güzel olduğunu, tüm şiirleri unutturduğunu gülüşünün, masum bakışlarının, söylediğin her sözün keskin manalı bir akıl tutulması yaşattığını bende. Bir bilsen bunları söyleyebilmek için kaç şiir kitabı devirdiğimi, kaç gece kıvrandığımı. Bir bilsen…” Diyordu sevdiğine…

İşte her şey kelimelerin dansıyla başladı. Başka türlü inanmayacaktı ruhum onun benim için ne kadar önemli olduğuna. İtirafım şiirlerime yansıdıkça, bir ben yaratıyordum, bir aşk kristali yontuluyordu içimde, aşktan kaçarken kendime tutuluyordum. Aynalar en karanlık geceleri gösteriyordu, şairler en yaralı mısraları seçiyordu, kalpler kırık bir reddedilmişlik taşıyordu ama ben bu aşka ruhumdan şiir üflüyordum… Şiir bir aşkın kapısını çalıyordu. Bir kalbin karanlık odalarını aydınlatıyordu, birileri bu devirde aşkın varlığına şiirle inanıyordu… Şiir işte yaşama bahane üretiyordu…

Siz de aşk yolunda şiirle yürümek ister misiniz? Aşkınız ilahi bir menbadan ruhunuza dolup taşıyorsa, siz de şiir kabına doldurup sevdiğinize sunabilirsiniz… Şiir İkiz ailesine katılmaya ne dersiniz?

Peki Sen Nasılsın

En sevdiğim şeyleri yaptım inan

Mabel’den Sarmaşık dinledim yine

Belki de tüm günüm sadece o oldu

Niye mi? Bilmem.

Arkadaşımla duygusal canlı müzik eşliğinde

İçimizden geldiği gibi dans ettik

Döne döne başımız, bar ve yıldızlar

Öyle bir yerinde durdu kalbimin.

Arabayla hız yapmayı severim bilirsin

Son ses müzik ve nakarata uymayan sözler

Bağıra çağıra çıkacak zannetmek ne acı

Düğümler sıralanıyor boğazımda.

Kendime kızartma tabağı ısmarlamak 

İyi fikir gibi geldi, ne bileyim

Kabak tadı almam gerekirken

İçimde tuhaf bir burukluk…

Ne yaptıysam olmadı tesellisi

Bir haber gelecek gibi karnımda sancı

Bunlar hep bu havalardan 

Orada da hava kapalı mı?

En iyisi gidip biraz kendimi dinleyeyim

Bir cami önüne bırakayım belki bulan olur

Belki halimden anlayan bir Allah’ın kulu çıkar

Acaba sen de benim gibi misin?

Aklından Geçeni

Koşmadan bilinmez ki

Akıldan anlaşılsın

Ruhum var mı ki senin yanında

Seni seviyorum derler ya

Lüzum var mı buna

Oysa

Ver elini çıkalım semaya

Ne güneş bilsin ne de ay

Aklından geçeni okuyayım

Belli belirsiz süzülürken

Derin sularda

Sen beni anla

Ben sana susayım

Ben seni anlayayım

Sen konuş

Aklından geçeni okuyayım

Dizilirken o uzun kuyruğa

Yürüyelim emin adımlarla

Sen benim sağımda

Ben senin solunda

AYNA

Ona her bakışımda Rabb bana yalnızca kendini aynalamıştı. Bir bedenden öte önce ruhuna bağlıydım. Sonra gülüşü, yürüyüşü, kokusu ve en çokta elleri. Parmaklarını sevdim onun. Sevdiği herşeyi, sevmediklerini, fikirlerini, savunmasını, korkularını, dile getirmeye çekindiklerini duymayı, onu ta ki ben bulana dek büyüten, onu bana hazırlayan herkesi, her duyguyu çok sevdim.

Sonra Dünya’yı sevdim. Onu bana getiren sebepleri, beni ona taşıyan kaldırımları sevdim. Çektiğimiz tüm ızdırapları, geldiğimiz noktayı, Dünya’nın onu bana sunma biçimini, sunarken uzak tutma niyetini sevdim. Yaşamış ve halen yaşamakta olan tüm insanları koşulsuz sevdim. Eril ve dişil yaradılışlarını oldukları gibi, doğal haliyle sevdim. Değiştirme, değiştirilme çabası güdümlenmeyen sevginin en saf sevgi oluşunu ve beni onunla buluşunu sevdim. Öfkemi bana unutturuşunu ve yine tüm Dünya’yı besleyen sonsuz şefkati içime dolduruşunu çok sevdim. Bambaşka sevdirdi, sevdim…

Feyza

Kaçamadın

Sana ulaşmak için ben

Küçük dağlardan denizler kırptım

Sana ulaşmak için ben

Yolları yarıdan döndüm

Aklımla bin yaşadım da…

Bir öldüm bir dirildim

Gözlerinin içinde kalbim

Ellerinde tenim

Ruhumda benim

Sen vardın

Sabahlar olmasaydı

Güneşe inanmazdım

Geceleri aya

Tüm gerçekleri anlattım

Sağında benim

Solumda sensin o

Gene kaçamadın

Sevdiğim her adamda

Seni aradım

Gördüğüm her yazıda

Ellerini

Aşk-ı bilirim sandım da

Yolda unuttum

Sözlerini

Döndüğüm her rüzgarda

Aklıma geliverdin

Bir akşam vaktiydi

Saçlarını okşadım

Yine kaçamadın…

Gene kaçamadın…

Hiç kaçamadın…

Ne Dersin

Belki bir çiçekten filizlenmişimdir

Şeker kamışıyımdır belki

Ya da Japonya’da çiçek açmış kiraz ağacıyımdır

Kim bilir

Camgüzeliyimdir belki de sokağa bakan 

Saksı kenarından dünyayı ne kadar görebildiysem

Masanın üzerinden atlamaya cesaretim yoksa da

Tüm film repliklerini bilirim

Kanatlarım olur uçarım belki bir gün 

Belki seni de verirler yanıma 

Gelir misin

Belki kanadım sensin belki de seninimdir ben

Paylaşalım mı düşüşleri kalkışları

Sen varsan her şeyim var

Sen yoksan boynu bükük sardunyalar

Bu filmleri çok ağlatıcı yapıyorlar

Biraz neşelenmeye ne dersin?

Sevsem

Sevsem seni, bir akşam üstü

Yada ezan vakti, saçlarını okşasam

Güneşe giderken sen ve ben

Yıldızlarda mola versek, tan vakti

Aşk dediğini anlatsak onlara

Belki kalırlar yarına belki de bir anda

Kayıp giderler sonsuza ya…

Aynı öyledir desek inceden

İncitmeden

Ürkütmeden…

Sevginin kusurlarını anlatsak

Eğer varsa..

Kalırsa desek yarına “gerçektir”

Kucağında güneşi yuvarlarken sen

Ben ayı düşürsem göle

Üzülmesek ağlamasak

Çok da soru sormasak