Müjde Müjde!

Bir kucak dolusu orman getirdim sana
Sevin diye sev diye
Çektiğinde içine huzur diye
Aşk diye sarıl diye
Yeşille geldim
Bağrını şefkate aç diye, içine beni de al diye 
Bir kucak dolusu nefesle geldim
Yaşatalım diye birbirimizi

Sen benim baharımsın diye
Gelincikler, papatyalar, laleler
Kapıma çiçeklerle çıkagelmişsin
Şaşırdım, nasıl da müjdelemiş seni bana yaratan
Teninin kokusu sarmış ıhlamurları ardından
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Her yanımda sen
Varsın diye mevsimlerden ilkbahar

Birlik Olunca

Bir geliyorsun
Bir annene bebeğini ilk kez kucağına alıyor
Üç öğün yemeği oluyor tüm afrikalı çocukların
Kavrulmuş toprağın bağrını serinleten
O duası edilmiş yağmur sonunda yağıyor
Uçabiliyor artık kanadı kırık kuşlar
Kurumuş damarlarına can geliyor ağaçların
Seninle kıtlık bitiyor dünyamda

Seninle dünya daha iyi bir yer oluyor
Daha başkasını düşünemiyorum

Bir gülüyorsun
Yeni bir keşifle ruh ve sinir hastalıklarına çare
Doğal bir ilaç sürülüyor kanıma
Tüm dargınları barıştırıp
Bayram havası estiriyorsun dünyamda

Seninle daha iyi bir insan oluyorum
Daha başkasını düşünemiyorum

Bir seviyorsun
Elektrik hattı çekiliyor kalbime
Kaç amperlik güçle içime trafo dikiyorsun
Sana topraklanıyorum

Seninle birlikte olunca dünyam aydınlanıyor
Daha başkasını düşünemiyorum

Yakında

Bana ne demeye gelmiştin
Hatırlıyor musun
Sevmeyi sevmeyi diyorum 
En son ne zaman mümkündü 
En son ne zaman biri için her şeyi yapabilirdin

Yeniden hatırlıyor kalbin
Usul usul sevmeyi
Sevilmek mi 
Hiç bu kadar çok sevilmedin ki
Nereden bilebilirdin bir gün sevilebileceğini
Kimse bu kadar yakın olmamıştı ki
Kendin kadar

Şimdi aynalara çarpan yüzlerce suretini
Kesip biçip uydurmak için çerçevelere
Uğraşıyorsun kendinle
Hepsi sensin hepsi benim hepsi biziz

Açtığında içini içime
İşte sevgimiz de üst üste
Kendini sevdikçe beni de
Kendimi sevdikçe seni de
Birbirimizi sevgimizle büyütüyoruz
Kalbimi temiz tutuyorum gelirsin diye

Senden Vardım Kendime


Mavi yeşil çiçekli tabloda huzur adası
bir anda aydınlandı ışığıyla güneşin 

Aman Allah’ım

Ne tuhaf bu kalpteki asırlık boşluk doldu
ve tanrı uludur ne güzel

Sana otuz üç yıllık yoldan geldim az değil
az değil susuzluğum anlarsın
gözyaşlarımızla kutsanmadan hayatlarımız
tattık saymayız sevincini kavuşmanın 

Bana kendinden bir parça ruh veren sevgili
nelere gebeyse bu aşk birlikte doğuralım
her şeyden öteyken içimizdeki bu güçlü bağ
kendimi ararken bulduğum
tanıdık bir simasın bendeki gördüğünse sensin

Bizi yollara salan kudret elmasının diğer yarısıymış
ilk çentiği kim attı üstümüze artık bildim
bu yaşamaya kabul verdik vereli
anladım iki kişinin arasındaki boşluğu
doldurmaya geldini bu ısırığın
şimdi aç gözlerini korkma ben varım
ben varım boşluğunu dolduran karanlığın

Münzevi

Azım artık daha az
Yok olmadığım kadar varım
Kendime verdiğim hayat nefesimle
İçimde yeni bir ben yarattım

Her gecenin sonunda bir hayalden uyanıp
Yeni bir hayale daldım
Herkes uyurken uyanan pirifani
Kime anlatabilir ki rüyalarını

Ölmeden önce öldüğümden
Yeniden açmak için kapatmadım gözlerimi
Allah’tan gayrı her şeye 

Sığınağım manastırım dağlar 
Ulu çınar münzeviliği binlercesi içinde 
Bir ağaç kadar köküm yerde
Bir ağaç kadar gözüm göklerde
Anladım ki ben burada sadece kendimin aziziyim

Olduğum Gibi Öylece

Sever miydin kapkara toprakken beni
henüz su katılmamış
yoğrulmamışken henüz
şekilsizken tenim, saç telim, cinsiyetim
ruhumun giysisi olmadan da sever miydin?

“Ey cânan
andolsun ki gözlerinin karasına
tutam tutam mayana sevgi katana
seni yaradana
her ne var ise bu alemde 
hepsi tanrı
hepsi tanrıdan
bilirim 
olmuş bir meyveyi de sever bu gönül 
boğazıma duran kekreyi de
sen de sen de özüm
her şeyinle kabulümsün”

Gün Doğdu Doğacak

Hep buradayım hep aynı yerde
Beklemek değil bu
Sadakati sevgimin
Belki gelir belki gelmez
Bu aşk kaderse demek
Gelmesi gerek
Gelmesi gerek

Beklentizce yürüyebilirim yolu
Etrafta görmediğim binlerce renk tonu
Gitmek değil bu
Akmak zamanın ruhuna 
Ummadık bir anda geleceğinden emin
Yürümek yürümek kendine
Ha gayret, bir adım daha 
Sevdaya yolun var
Sevda yolun var

Kavuşabilir tüm ilik ile düğmeler
İki yakasını kavrayıp birleştirebilir aşkın
Tanrı ol deyiverince
Bir anda olur ya her şey
Kimse bilmeden görmeden
Ruhuma çok iyi geldiğin gibi
Çıkagelirsin eminim
Çok beklemiş olsam da
En beklenmedik anda
İçim dışım sen
İçim dışım sen
Doluverir eminim

Ha Ben Ha Evren


Milyarlarca arasından
Bir yıldız parlar, ellerimdir
Kollarımdır pergeli eğimli tutan
Çatısı yoktur burada evlerin
Gölleri dolduran kurna gözlerimdir
Yaşarken ruhum şarkı söylüyor benim

Vadinin sonunda varılan
Yerden toprak kayar, ayaklarımdır
Omuzlarımdır yamaçtaki dağları dik tutan
Yükü yoktur burada karıncaların
Göklerde oynaşan bulut düşlerimdir
Ondandır işte, ruhum şarkı söylüyor benim

Sessizliğin ardındaki çıtırtıdan
Mor, beyaz, kırmızı, sarı çiçek açar, saçlarımdır
Dudaklarımdır yerin yüzüne öpücükler konduran
Rüzgâr, nefes alışıdır burada ağaçların
Düzlüğe çıkaran yol çocukluğumdur
Evimdeyim ya, ruhum şarkı söylüyor benim

Kendi Eksenimdeyken

Yörüngeme girdiğin vakit
Mevsimler değişiyor
Bahar meyveleri ellerimde
Ellerin
Yüce bir mabette dua eder gibi 
Avuç avuç bereket saçıyor
Toprağımın bağrına

Yörüngeme girdiğin vakit
Mavi göklerde 
Beyaz, puf puf bulutlar
İçini görebileceğim kadar şeffaf
Dokunduğunda tanrının şefkat eliyle
Gözlerim kamaşıyor 
Nur saçıyorsun dünyama

İşte sen, ben ve aslında biz
Mührüyüz güneşin ve ayın 
Döndükçe birbirimizin etrafında
Rengarenk ışıltılar yağdırıyoruz
Yeryüzü bayram ediyor
Bütün eller birleşiyor birbiriyle
Hep birlikte aşkı alkışlıyoruz 

Sanki İlk Kez

Sevdim mi içimdeki çocuktur seven
Her yeni yarada çizikler atılan dizlerimle
Dökülen incilerimin ardından bakar gibi hayretle

Sevdim mi içimdeki çocuktur seven
İçinden geldiği gibi coşkuyla
Bir kucak dolusu şefkat bir nefes dolusu kokuyla

Sevdim mi içimdeki çocuktur seven
Gölgeler belirirken duvarda
Sarılarak dalabiliriz artık tüm uykulara

Sevdim mi içimdeki çocuktur seven
Ne kadar sevildiğini iki kolumun açıklığından anla
Benim dünyam işte kasabanın bir ucundan bir ucuna

Sevdim mi gözümün camından çocuktur sarkan
Cesaretle merakla heyecanla
İşte o zaman başlarım her şeyin tersini de görmeye