Evren Sade Bir Tören

Görenler onu görüyor

Şu Karşıdan Gelenler Kim

Tümdengelim

Bir dünya sürgününe değil
asırlık yangını söndürmeye geldik
bir oğul istemiyor kimse bizden
koşul da kurban da yok bu aşkta
tüm aşkları baştan yazmaya geldik

Tanrı bilir aynı mayadan yoğurdu bizi
birimize demiri,
birimize bakırı fazla koymuş olabilir,
ne fark eder ki?
biz o ilk ayrılıktan buraya
alaşım oluşturmaya geldik

Tüm benliklerimizden bizliğe
tüm diller, tüm renklerimizle birliğe
ol demeye,
içimizin insanlarını bir bir
süzüp
içimizde kalanlarla
“özünde her şey iyidir”e
geldik
.

Senin İçin Benim İçim

Sende yaşıyorum daha ne olsun
hele kalbin pır pırsa dünyalar benim oluyor
soruyor insan ister istemez
bu hayal mi gerçek mi
bu kadar gerçekçi sevmeseydi kimse kimseyi
bu kadar inandırıcı gelmezdi doğrusu
rüyalarını bile görüyorumdur belki

Hep yanındayım aslında
gözün ışığa alışsın diye görünmezim
bir yerlere gidiyorsun belli, heyecanlısın
karışık kokular salınıyor, sesler duyuluyor
rahatlıyorsun, rahatlıyorum,
esinti var biraz da çilenti
üşümeyesin diye sana sarılıyorum

Her şeyinle
bana taşındığından beri
iki kişilik yaşadığım doğru
masada tabağım, kahvem bir fazla
dumanı tütüyor, ılıklaşıyor, soğuyor olsun
olur da acıkmışsındır
olur da özlemişsindir elimden içilen kahveyi
sevgimi sunmak için yer arıyorum işte

Hatırı sayılır hatıralar biriktiriyorum ikimiz için
olur ya ayakların bir gün
evimin yolunu buluverir
olur ya kapına geldim dersin
olur ya yaşamakla kutsanırız yeniden
olur mu olur

Sanatın Hangi Dalıyız

Pes ettikçe içine çekildiğimiz bu yaşam oyununda
kazanma ya da kaybetme olmadan
sonsuz bir müsabaka halindeyiz.
Oldukça yorucu geçebilen bu mücadelelerin rauntlarında
kaybetmiş ya da kazanmış gibi hissetmek bu oyunun kuralıymış gibi gelebilir.
İçimizde ringe çıkma gücü ve cesareti biriktirmek için
verilen molaları aslında
taktik, yöntem, tecrübe ve bakış açımızı değiştirmek için de
verdiğimizi unutmamalıyız.
Eğer bu oyunun sonsuz oynandığını ve kazanıp kaybetmekten ziyade, rakibimize daha senkronize hareketler geliştirip
sanatsal bir ahenk yakalamak amacıyla oynandığını çözebilirsek,
bu oyunun sanatsal bir dans gösterisi olduğunu
ve müziğin, renklerin, uyumla dans ettiğini
görmeye başlayabilirsiniz.
Bu da bizi birbirimize rakip yerine sanatçı yapar.
Aslında tüm sanatçılar kendi sanatlarını özgünleştirmek için
sonsuz aşk ve şevke sahiptir.
Hepimizin hayatı büyük bir sanatçının eseriyse,
biz bu sanatsal çalışmanın içinde
kendi özgünlüğümüzü bulmalıyız.
Peki, tanrının bizi hangi sanatını icra etmek için yarattığını biliyor muyuz?

Kendine Uyanmak

Kılıfına uydurulacak tüm sözlerin
bittiği yere kadar adımladım dünyayı
kalaylayıp sunulacak kabıma sığamaz oluşlarım
doğru bildiğim yanlışlarım
öğrendim herkesin doğrusu kendinedir

Diyar diyar dolandım aradım durdum
ben bu değilim
ben bu olmamalıyım
peki tanrım aslında ben kimim?

En çaresiz hissettiğim anda omzumda elin
derinimde hissediyorum tanrım,
bir mühletin var adıma
varlığını kalbimin tâ şûra’sında toplasam da
eminliğimi mucizelerinle taçlandırdırıyorsun
senin benden tasarrufun her ne ise
amenna ve saddakna

-thirty three years leather-
Karanlığımı aydınlatacak kadar yandıysam demek

Küçük bir kelebeğin kanat çırpmasıyla
bilmeden oldu her şey
siz biz kimseler bilmeden
arşa değdiğinden oldu her şey
benim için koptu kıyamet
uyandım ansızın

-awakening-
nihayet nihayet nihayet!

Ne Diye

Hep bir şey diye diye sevmişim
fark ettim ki herkes orada
ben içinde olmamışım duyguların
ne hissettiğimi bilmeden
seni seviyorum diye diye
aldatmışım kendimi

Korkmuşum korkutulmuşum
yitirmekten aklımı fikrimi kendimi
aklımla sevmişim dostlarım
öyle diye böyle diye
diye diye sevmişim

Hiç kullanılmamış bir kalbimin olduğunu
hatırladım kaç zaman sonra
tüm içtenliğimle sevme hakkım varmış
yüzeysel, estetiksel ve sınıfsal
her ne tür kavga varsa ademoğlunun içinde
seve seve aşılabilirmiş ancak dostlarım
şimdi bakıyorum da her şey tanrıdan
diye diye seviyorum her şeyi

İyi ki varsın usta

Her yerde benden biri
Kendinden kaçabilen yok nasılsa
Tüm dünya ayna ayna ayna!
Baktıkça içime içime
Bilmek isterdim hangisi ben
Karanlık aydınlık bir anda
Saçılmıştı tüm parçalarım etrafa
Karma karma karmakarışıktım

Durdurdum tüm dünyamı bir anda
Kabul ettim ben buyum nasılsa
Metruk bir halde devraldıysam içimi
Tadilattayım bundan sonra

Vardım hal dilimi bilene
Dedim “benden iş çıkar mı usta”
“Eh, dur bakalım
Hayıflanmayı bırak da gözüm
Hele kolları sıvayalım
İsin pasın silinsin
İçin dışın arınsın
Işığın karanlığını aydınlatsın
Pırıl pırıl olursun”

“Her an yeni bir ben’e uyanıyorum
Kendini bilmek bu olsa gerek usta”