Sanatın Hangi Dalıyız

Pes ettikçe içine çekildiğimiz bu yaşam oyununda
kazanma ya da kaybetme olmadan
sonsuz bir müsabaka halindeyiz.
Oldukça yorucu geçebilen bu mücadelelerin rauntlarında
kaybetmiş ya da kazanmış gibi hissetmek bu oyunun kuralıymış gibi gelebilir.
İçimizde ringe çıkma gücü ve cesareti biriktirmek için
verilen molaları aslında
taktik, yöntem, tecrübe ve bakış açımızı değiştirmek için de
verdiğimizi unutmamalıyız.
Eğer bu oyunun sonsuz oynandığını ve kazanıp kaybetmekten ziyade, rakibimize daha senkronize hareketler geliştirip
sanatsal bir ahenk yakalamak amacıyla oynandığını çözebilirsek,
bu oyunun sanatsal bir dans gösterisi olduğunu
ve müziğin, renklerin, uyumla dans ettiğini
görmeye başlayabilirsiniz.
Bu da bizi birbirimize rakip yerine sanatçı yapar.
Aslında tüm sanatçılar kendi sanatlarını özgünleştirmek için
sonsuz aşk ve şevke sahiptir.
Hepimizin hayatı büyük bir sanatçının eseriyse,
biz bu sanatsal çalışmanın içinde
kendi özgünlüğümüzü bulmalıyız.
Peki, tanrının bizi hangi sanatını icra etmek için yarattığını biliyor muyuz?

Kendine Uyanmak

Kılıfına uydurulacak tüm sözlerin
bittiği yere kadar adımladım dünyayı
kalaylayıp sunulacak kabıma sığamaz oluşlarım
doğru bildiğim yanlışlarım
öğrendim herkesin doğrusu kendinedir

Diyar diyar dolandım aradım durdum
ben bu değilim
ben bu olmamalıyım
peki tanrım aslında ben kimim?

En çaresiz hissettiğim anda omzumda elin
derinimde hissediyorum tanrım,
bir mühletin var adıma
varlığını kalbimin tâ şûra’sında toplasam da
eminliğimi mucizelerinle taçlandırdırıyorsun
senin benden tasarrufun her ne ise
amenna ve saddakna

-thirty three years leather-
Karanlığımı aydınlatacak kadar yandıysam demek

Küçük bir kelebeğin kanat çırpmasıyla
bilmeden oldu her şey
siz biz kimseler bilmeden
arşa değdiğinden oldu her şey
benim için koptu kıyamet
uyandım ansızın

-awakening-
nihayet nihayet nihayet!

Ne Diye

Hep bir şey diye diye sevmişim
fark ettim ki herkes orada
ben içinde olmamışım duyguların
ne hissettiğimi bilmeden
seni seviyorum diye diye
aldatmışım kendimi

Korkmuşum korkutulmuşum
yitirmekten aklımı fikrimi kendimi
aklımla sevmişim dostlarım
öyle diye böyle diye
diye diye sevmişim

Hiç kullanılmamış bir kalbimin olduğunu
hatırladım kaç zaman sonra
tüm içtenliğimle sevme hakkım varmış
yüzeysel, estetiksel ve sınıfsal
her ne tür kavga varsa ademoğlunun içinde
seve seve aşılabilirmiş ancak dostlarım
şimdi bakıyorum da her şey tanrıdan
diye diye seviyorum her şeyi

İyi ki varsın usta

Her yerde benden biri
Kendinden kaçabilen yok nasılsa
Tüm dünya ayna ayna ayna!
Baktıkça içime içime
Bilmek isterdim hangisi ben
Karanlık aydınlık bir anda
Saçılmıştı tüm parçalarım etrafa
Karma karma karmakarışıktım

Durdurdum tüm dünyamı bir anda
Kabul ettim ben buyum nasılsa
Metruk bir halde devraldıysam içimi
Tadilattayım bundan sonra

Vardım hal dilimi bilene
Dedim “benden iş çıkar mı usta”
“Eh, dur bakalım
Hayıflanmayı bırak da gözüm
Hele kolları sıvayalım
İsin pasın silinsin
İçin dışın arınsın
Işığın karanlığını aydınlatsın
Pırıl pırıl olursun”

“Her an yeni bir ben’e uyanıyorum
Kendini bilmek bu olsa gerek usta”

Müjde Müjde!

Bir kucak dolusu orman getirdim sana
Sevin diye sev diye
Çektiğinde içine huzur diye
Aşk diye sarıl diye
Yeşille geldim
Bağrını şefkate aç diye, içine beni de al diye 
Bir kucak dolusu nefesle geldim
Yaşatalım diye birbirimizi

Sen benim baharımsın diye
Gelincikler, papatyalar, laleler
Kapıma çiçeklerle çıkagelmişsin
Şaşırdım, nasıl da müjdelemiş seni bana yaratan
Teninin kokusu sarmış ıhlamurları ardından
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Her yanımda sen
Varsın diye mevsimlerden ilkbahar

Birlik Olunca

Bir geliyorsun
Bir annene bebeğini ilk kez kucağına alıyor
Üç öğün yemeği oluyor tüm afrikalı çocukların
Kavrulmuş toprağın bağrını serinleten
O duası edilmiş yağmur sonunda yağıyor
Uçabiliyor artık kanadı kırık kuşlar
Kurumuş damarlarına can geliyor ağaçların
Seninle kıtlık bitiyor dünyamda

Seninle dünya daha iyi bir yer oluyor
Daha başkasını düşünemiyorum

Bir gülüyorsun
Yeni bir keşifle ruh ve sinir hastalıklarına çare
Doğal bir ilaç sürülüyor kanıma
Tüm dargınları barıştırıp
Bayram havası estiriyorsun dünyamda

Seninle daha iyi bir insan oluyorum
Daha başkasını düşünemiyorum

Bir seviyorsun
Elektrik hattı çekiliyor kalbime
Kaç amperlik güçle içime trafo dikiyorsun
Sana topraklanıyorum

Seninle birlikte olunca dünyam aydınlanıyor
Daha başkasını düşünemiyorum

Yakında

Bana ne demeye gelmiştin
Hatırlıyor musun
Sevmeyi sevmeyi diyorum 
En son ne zaman mümkündü 
En son ne zaman biri için her şeyi yapabilirdin

Yeniden hatırlıyor kalbin
Usul usul sevmeyi
Sevilmek mi 
Hiç bu kadar çok sevilmedin ki
Nereden bilebilirdin bir gün sevilebileceğini
Kimse bu kadar yakın olmamıştı ki
Kendin kadar

Şimdi aynalara çarpan yüzlerce suretini
Kesip biçip uydurmak için çerçevelere
Uğraşıyorsun kendinle
Hepsi sensin hepsi benim hepsi biziz

Açtığında içini içime
İşte sevgimiz de üst üste
Kendini sevdikçe beni de
Kendimi sevdikçe seni de
Birbirimizi sevgimizle büyütüyoruz
Kalbimi temiz tutuyorum gelirsin diye

Senden Vardım Kendime


Mavi yeşil çiçekli tabloda huzur adası
bir anda aydınlandı ışığıyla güneşin 

Aman Allah’ım

Ne tuhaf bu kalpteki asırlık boşluk doldu
ve tanrı uludur ne güzel

Sana otuz üç yıllık yoldan geldim az değil
az değil susuzluğum anlarsın
gözyaşlarımızla kutsanmadan hayatlarımız
tattık saymayız sevincini kavuşmanın 

Bana kendinden bir parça ruh veren sevgili
nelere gebeyse bu aşk birlikte doğuralım
her şeyden öteyken içimizdeki bu güçlü bağ
kendimi ararken bulduğum
tanıdık bir simasın bendeki gördüğünse sensin

Bizi yollara salan kudret elmasının diğer yarısıymış
ilk çentiği kim attı üstümüze artık bildim
bu yaşamaya kabul verdik vereli
anladım iki kişinin arasındaki boşluğu
doldurmaya geldini bu ısırığın
şimdi aç gözlerini korkma ben varım
ben varım boşluğunu dolduran karanlığın

Münzevi

Azım artık daha az
Yok olmadığım kadar varım
Kendime verdiğim hayat nefesimle
İçimde yeni bir ben yarattım

Her gecenin sonunda bir hayalden uyanıp
Yeni bir hayale daldım
Herkes uyurken uyanan pirifani
Kime anlatabilir ki rüyalarını

Ölmeden önce öldüğümden
Yeniden açmak için kapatmadım gözlerimi
Allah’tan gayrı her şeye 

Sığınağım manastırım dağlar 
Ulu çınar münzeviliği binlercesi içinde 
Bir ağaç kadar köküm yerde
Bir ağaç kadar gözüm göklerde
Anladım ki ben burada sadece kendimin aziziyim

Olduğum Gibi Öylece

Sever miydin kapkara toprakken beni
henüz su katılmamış
yoğrulmamışken henüz
şekilsizken tenim, saç telim, cinsiyetim
ruhumun giysisi olmadan da sever miydin?

“Ey cânan
andolsun ki gözlerinin karasına
tutam tutam mayana sevgi katana
seni yaradana
her ne var ise bu alemde 
hepsi tanrı
hepsi tanrıdan
bilirim 
olmuş bir meyveyi de sever bu gönül 
boğazıma duran kekreyi de
sen de sen de özüm
her şeyinle kabulümsün”