Ay Balam

Yumuk yumuk ellerimle
paytak paytak adımlarımla
düşe kalka öğrendim yürümeyi
yolumdu
damlaya damlaya göl oldum
sana vardım
işte o gözlerin ardında ben vardım
bakıyorum uçsuz bucaksız deniz
kumsalda salınıyor
gidiyor geliyor
gidiyor geliyor
bugün ay bizimle doluyor
ay balam ay balam ay

Gülüm diye yankılanıyor dağlar 
Gülüm!
bu hitap benim için mi dedim tanrım benim için mi
güldüm güldüm 
neşelendim duygulandım duruldum
aldım aldım 
tacım oldu başıma sevinçlerim
kalbimden pembe yapraklar uça uça
narin ve hisli
yumuşacık yol oldu yavrusuna
bugünün anısına 
ay bizim için doluyor yuvasına
ee bebeğim eee eee
 

Babam Olsun

Sıcağı temmuzdan biri

Cırcır böceği gibi

Kulaklarına dolsun sesim.

Gövdesine sarılayım sıkıca,

Güvende hissetmek için kendimi

Gezeyim omuzlarında.

Kollarımı uzatayım göklere,

Mavilere beyazlara karışsın rengim…

Kırlarda yuvarlanıp, bulutlarda oturalım.

Gözlerimden anlasın ne istediğimi

Ben akşamları onun gelişini yorganın altında değil,

Akşam ezanının sesinde bekleyeyim.

Babamın cebinde bir bakkal dükkânı olsun,

Canımın çektiğini alabildiğim…

Dökülsün ağzımdan okulda kırdığım yerküre.

Öfkesini paltosunun cebinde bıraktığını bileyim.

Her şeyden çok sevsin isterdim beni;

Cebindeki kağıt mabuttan bile

Veli’m nimetim olsun.

Özgür olayım yerini yurdunu bilen kuşlar kadar,

Avuçlarında biriken şükür olayım.

Mutluluğum için bassın hatalarımı bağrına.

Sevsin beni; elden, günden daha fazla…

(2018’de yayımlanmış kitabımdan alıntıdır. Thanks my galactic parents)

Zeus Altarı

Gittim zeusun kapısına dayandım
Tak tak tak
Eve geldim bak

Şu dağları tırmandım
Atımı zeytin dalına bağladım geldim

Evet ya kızın
Tanıdın mı beni 
Bildin mi gittiğim günü

Oğlun geldi mi 
Gelmiş olmalı hissediyorum
Kokusu dokusu buralara sinmiş olmalı

Söyle,
Bizi bir elma, bizi bir tarla gibi ikiye bölen 
Bir bıçak, bir sınır koyan aramıza
Sen misin

Asırlara sığan gurbetin sancısını heybeme dolduran
Peşin peşin koşturan o sırrın sahibi
Sen misin 

Kayadan kayaya yaşımı çarptıran 
Kaderden kadere yolumu şaşırtan
Sonra yatağımda akıtan
Ol sesinin sahibi 
Sen misin

Bak Hera da yanımda
Kavuştur özütümüzü
Sınırları kaldır aradan
Olgunlaştık
Taşkınlık falan yok bak

Gidecek yolum buraya kadar dayandı
Kapındayım 
Neyim var şu içimdeki aşktan başka
Adağım işte 
Sunuyorum kendimi


Geliyorum

Babalar günü

Sıfırdan değil eksi birden başladık hayata
Bizim öyle bizi gözeten kollayan babamız olmadı
Gölgesi yeter derler biz daha ziyade gölgesinde esir kaldık
Hâlâ daha bir babam var diyemem
Öyle bir babalar günü benim için
Kutlanacak tek bir gün olsa keşke maziden
Öyle bir babalar günü
Bugün
Eksiden tapiye vardık

Birliğine Geldim

Huzurundayım tanrım
gözlerden uzak bir yakarışla
hayalden yapılma bir mabette
hindistan cevizi içi gibi beyaz düşlerimle
Tavanı gök mavi
tabanı bembeyaz mermer
sütun sütun göğe yükselen dualarım
tam ortasındayım toprağımın
işte sana geldim tapınağım
ortak bir dille adını haykırıyorum
her halimle alemlere
Sana atılan adımlarımı öyle seri
öyle içimi bile bile karşılıyorsun ki
bir atıyorum bin geliyorsun
bir seviyorsam bin seviyorsun
hayran olduğum kutsalım tanrım
içimdesin dışımdasın
yakınsın uzaksın
evvelsin ahirsin ansın
her şeyimde, her şeyinde
sadece ama sadece sen varsın

Hasretliğim Kadınım

Mucizeler çağıldıyor sözlerinde
Ruh-u revanım
Hele bir gelsen tohumlarım filizlense
Bazı şeyleri acele ettiremiyorsun işte
Kalbim kalbim hayretle
Açıldıkça açılıyor sonsuzluk içinde
Görüyorsun değil mi beni sen de
Nasıl dayanıyorsun bensizliğe
Ben mi ben şey
Oyalanıyorum işte sen gelinceye kadar
Yazma kenarlarına
Öpüyorum yaşamımın her iplikçiğini
Sen diye sarılıyorum çarşaflara
Konuşuyorum çiçeklerimle
Perde perde çekiliyorum geceleri
Derinime en derinime seninle olayım diye

Evren Sade Bir Tören

Görenler onu görüyor

Şu Karşıdan Gelenler Kim